Çağımızın Paradoks’u

İnsanlık tarihinde insanın insanla ve insanın doğayla mücadelesi hep vardı.

Zaman geçtikçe işler içinden daha çıkılmaz bir hâl alıyor..İnsanlık tarihinin en vahim dönemi sanırım içinde bulunduğumuz asır.

Yaşadığımız dönemin en tehlikeli hastalığı sanırım tüketimdir..

Bu hastalık sadece devletleri,toplumları ve doğayı etkilemiyor,ayrıca insan hayatını içinden çıkılmaz bir hal’e sokuyor.

Tükettikçe kazandığımızı zannettiğimizde aslında neleri kaybettiğimizi anlatabilen bir yazı vardı.

Bu yazıyı çok daha öncelerden okumuştum hatta o dönemde facebook’ta da paylaşımda bulunmuştum.

Kime ait olduğunu bilmediğim için kaynak gösteremedim.

 

Evlerimiz büyüdü, ama ailelerimiz ufaldı.

Otoyollarımız genişledi, ama bakış açılarımız daraldı.

Binalarımızın boyu uzadı, ama sabrımızın süresi kısaldı.

Daha çok satın alıyoruz, ama daha az lezzet alıyoruz.

Bilgimiz arttı, ama sağduyumuz azaldı.

Kullandığımız makineler arttı, ama vaktimiz azaldı.

Daha çok uzmanımız var, ama daha az çözümümüz var.

Daha çok ilacımız var, ama daha az sağlığımız var.

Mal mülkümüzü kat kat arttırdık, ama değerlerimizi yitirdik.

Çok konuşuyor, az seviyor, sık yalan söylüyoruz.

Hayatımızı nasıl kazanacağımızı öğrendik, ama nasıl yaşayacağımızı değil.

Aya gidip gelebildik, ama yeni komşumuza hoş geldine gidemiyoruz.

Uzayı fethettik ama kalpleri fethedemedik.

Daha büyük şeyler yaptık, daha iyi şeyler değil.

Havayı temizledik, ama ruhları kirlettik.

Atomu parçaladık, önyargılarımızı parçalayamadık.

Daha çok plan yapıyor, ama daha az başarıyoruz.

Gelirimiz arttı, ama hırsımız azalmadı.

Daha çok şeyimiz var, ama daha az tatmin duygumuz.

Daha çok kişiyi tanıyoruz, ama arkadaşımız az.

Daha çok çabalıyor, ama daha az başarıyoruz.

Akılcı düşünüyor, ama akıllı hareket etmiyoruz.

Harika evlerimiz var, ama yuvalarımız parçalandı.

Dünyada bazen barış hükmediyor, ama içlerimizde hep savaş var.

Daha çok çeşit gıdamız var, ama daha az besleniyoruz.

Dolaplarımızı doldurduk, ama duygularımız boşaldı.

Bakımla dolu bir hayatımız var, ama durup bakmaya vaktimiz yok.

Umursamazca harcıyor, çok az gülüyor, arabamızı çok hızlı sürüyor, çok çabuk öfkeleniyor, yatağa çok geç giriyor, yorgun kalkıyor, nadiren okuyor, çok fazla TV seyrediyor ve çok az dua ediyoruz.