İnternetin Balkanlaşması -2

Siyasi ve kültürel açıdan kabul edilebilir sayılabilecek üçüncü yaklaşım Güney Kore,Almanya ve Malezya tarafından benimsenmiştir.
Bu, çok özgül içerikle ilgili olarak sansürü yada arkasındaki motivasyonu gizleme gayreti içine girmeyen,yasaya dayalı sınırlı ve seçmeli bir filtrelemedir.Toplumdaki aykırı çevreler buna diş gıcırdatabilirler,ancak vatandaşların çoğu genelde güvenlik yada halkın esenliği gibi nedenlerle filtreleme politikalarına rıza gösterir.Örneğin Güney Kore‘de Ulusal Güvenlik Yasası hem fiziksel hemde sanal ortamda Kuzey Korey‘i destekleyen kamuya yönelik ifadeleri açıkça suç sayar.Hükümetin 2010 yılında Kuzey Kore rejimiyle bağlantılı ya da onu destekleyen kırk dolayında web sitesini bloke ettiği,Facebook ve Twitter gibi sosyal ağ sitelerinde Pyongyang’la bağları bulunabilecek bir düzine hesabı kapattığı ve web sitesi yöneticilerini Kuzey Kore’yi destekleyen kırk bin blog postasını silmeye zorladığı bildirildi.

Almanya‘da Soykırımı yadsımayı ve neo-Nazi söylemi yasa dışı ilan eden nefret dili karşıtı güçlü yasalar vardır,dolayısıyla hükümet bu tür görüşleri dile getiren ülke içi web sitelerini engeller.Malezya ise hiç bir zaman internete sansür koymayacağına dair söz verdiği halde – hatta bu vaadini Güvenceler Yasası’a koyacak kadar da ileri gitmiştir-2011 yılında başka bir yasayı 1987 tarihli Telif Hakları Yasasını ihlal ettiği gerekçesiyle,birden bire Megaupload ve Pirate Bay gibi dosya paylaşım sitelerine erişimi engelledi.Malezya iletişim ve multimedya komisyonu açıklamasında bu girişimini şu sözlerle savundu : “Yasayı uygulamak sansür olarak yorumlanamaz”. Pek çok Malezya vatandaşı bu uygulamaya karşı çıktı,ancak yinede engelleme siyasi ve hukuksal açıdan kabul edilebilir düzeyde kaldı.

Aktivistler bu üç modelden sonuncusunun dünyadaki tüm devletlerde norm haline gelmesi için can atacaklardır, ancak bu pek olası gözükmüyor;sadece toplumları ileri derecede duyarlı ve bilgili ülkeler bu ölçüde şeffaf ve ölçülü olma ihtiyacı duyacaktır.

Bugün gördüğümüz trendler çoğunlukla oldukça kestirilebilir bir gelişme çizgisi izleyecektir.Bütün hükümetler sonsuz bir biçimde üreyen ve değişen internete karşı kazanmaları mümkün olmayan bir mücadeleye giriştikleri duygusuna kapılacaklar ve balkanlaştırma,bu meydan okumaya göğüs germek için popüler bir mekanizma olarak ortaya çıkacaktır.Pek çok devlet açısından bu sürecin bir sonraki aşaması toplu yazım,yani devletlerin paylaştıkları değerler yada jeopolitik bazına,web’i birlikte yazmak üzere çıkar toplulukları oluşturması olacaktır.Balkanlaşma durumunda bile ,siber uzay hala çok geniş bir alan oluşturmaya devam edecektir;bazı devletler nasıl daha fazla fiziksel alan ele geçirmek için birbirlerinin askeri güçlerinden destek alıyorsa,aynı şekilde daha fazla sanal alanı kontrolleri altına almak için ortaklıklar kuracaklardır.Büyük devletlerin işbirliği girişimleri filtreleme çabalarına meşrutiyet kazandıracak ve istenmeyen gözleri kendinden uzak tutacaktır (“bak,diğerleride yapıyor” bahanesi).Küçük devletler için ise bu doğrultudaki ortaklıklar büyük oyunculara yaranmanın ve aynı zamanda eksikliğini hissettikleri bazı yararlı teknik beceriler ve kapasiteyi kazanmanın ucuz bir yolu olacaktır.

Toplu yazım devletler arasında temel düzeyde kültürel anlaşmalar ve paylaşılan antipatiklerle başlar.Bunlar hoşlanmadıkları dinsel azınlıklar,dünyanın diğer kesimlerini nasıl değerlendirdikleri ya da Vladimir Lenin,Mao zedung ya da Mustafa Kemal Atatürk gibi tarihsel kişiliklere ilişkin kültürel bakış açıları gibi noktalardan oluşur.Online dünyada paylaşılan kültürel ve normatif duyarlılıklar kimilerini bunların dışında bir araya getirecek herhangi bir neden bulunmayan devletler arasında bir çekim gücü yaratır.Büyük devletler küçüklerine göre bu yönelime daha az eğilimlidir onlar zaten belli bir teknik yeterliliğe sahiptirler dolayısıyla bu yöntemi daha çok kaynaklarını birleştiren bir grup küçük devlet yararlı bulacaktır.

İdeoloji ve dinsel maneviyat bu tür işbirliklerinde en güçlü yönlendirici etmenlerdendir.Bugün en güçlü sansür etmeni de yine bunlardır.Bir grup son derece tutucu Sünni çoğunluk ülkesinin ortak değerleri ve stratejş gereksinimleri çevresinde bir online ortaklık oluşturarak “Sünni web‘i” kurmaya karar verdiklerini hayal edin.Bu sünni web teknik açıdan yine de genel internetin bir parçası olacak ama bu ülkelerdeki vatandaşlar için ana enformasyon,haber,tarih ve aktivite kaynağına dönüşecek.

Geliştiren ve yönlendiren kişilere bağlı olarak Sünni web’de internet şeriat esaslarına dayandırılabilir:faize izin verilmeyeceğinden,e-ticaret ve e-bankacılık farklı düzenlenebilir;din polisi ihlalleri bildirmek için yurtiçi yasa uygulayıcıları birlikte çalışarak online konuşmaları izlemeye alır;gay veya lezbiyen içerikli sitelerin hepsi engellenir;online kadın hareketleri perdelenir;etnik ve dinsel azınlıklar sıkı takibe alınır,kısıtlanır,hatta dışlanırlar.Bu senaryoda teknolojiden çok iyi anlayan bir vatandaşın bu interneti aşıp küresel World Wide Web’ e ulaşıp ulaşamayacağı yaşadığı ülkeye göre değişir.Moritanya böyle bir adımı durdurma isteğine de kapasitesine de sahip olmayabilir ama muhtemelen Suudi Arabistan öyle davranmayacaktır.

Balkanlaştırma sürecinde bütün devletlerin diğerleriyle işbirliğine girmeye çalışacağını söylemeleyiz sonuçta yine aynı şekilde ulusal internetler ve sanal sınırlardan meydana gelen bir düzensizlik ortaya çıkacaktır.Facebook ve Google gibi küreselleşmiş platformlar yönünde ki trend yayılma olasılığı yüksek bir teknoloji sistemi yaratıyor;bunun anlamı,insanların kendi online yapılarını kurarken kullanabilecekleri mühendislik araçlarının daha geniş ölçüde dağıtılmasıdır.İnavasyonun önünü kesen bir devlet düzenlemesi olmazsa bu trend çok hızlı yol alır.İlk evrelerde kullanıcılar başka bir ülkenin internetine girdiklerini bile anlamazlar,çünkü bu deneyim bugün olduğu gibi pürüzsüz gerçekleşir.Devletler online dünyada özerkliklerini yapılandırmaya çalışırken,çoğu kullanıcı çok az bir değişiklik yaşar.

 

internet_sansuru

Ancak bu dengeleşim fazla uzun sürmeyecektir. Word Wide Web olarak başlayan bu süreç pek çok iç bölünme ve çıkar farklılığıyla dolu bildiğimiz dünyanın kendisine daha çok benzemeye başlayacaktır. İnternette bir tür vize zorunluluğu ortaya çıkacaktır.Bu her iki yönde enformasyon akışını kesme yöntemi,bir ülkenin internetine girerken kullanıcılardan kayıt olmaları ve belli koşullara uymayı taahhüt etmeleri istenerek,çabucak ve elektronik bir şekilde hayata geçirilebilir.Çin ülkenün internetine dışarıdan giriş yapmak isteyen herkesten vize talep etmeye karar verirse,vatandaşlarının ilgisi uluslararası iş operasyonları ve soruşturmacı habercilik bundan ciddi ölçüde etkilenecektir.Bu,internet üzerindeki iç kısıtlamalarla birlikte,Japonların on yedinci yüzyılda ülkeyi neredeyse dünyadan tamamen tecrit eden ünlü sakoku politikasının yirmi birinci yüzyıldaki karşılığı olur.

Kimi devletler vize koşulunu,hem uluslararası ziyaretçileri izleme aracı,hemde gelir getiren bir uygulama olarak hayata geçirebilirler.Bir ülkenin sanal ortamına girişte küçük bir ücret talep edilebilir,ayrıca vize koşullarını ihlal eden online faaliyetlerde bulunanlardan daha fazlası da istenebilir.Siber saldırılara ilişkili güvenlik tehditlerine karşı da sanal vize konabilir;eğer IP’niz kara listee alınmış bir ülkeden geliyorsa,üst düzeyde bir elekten geçirme ve izlemeye tabi tutulursunuz.

Buna karşın bazı devletler veri özgürlüğüne bağlılığını göstermek ve diğer devletleri de kendilerini örnek almaya özendirmek maksadıyla,vize istememe tavırlarını bir gösteriye dönüştürebilirler.20120 yılında Şili net tarafsızlık garantisi veren bir yasayı kabul eden ilk ülke oldu.Şili’nin 17 milyon nüfusunun yaklaşık yarısı bugün online’dır ve ülke teknolojik alt yapısını geliştirmeyi sürdürdükçe,bu tür açıklamalar hiç kuşkusuz Şili’yi ileriye dönük iletişim politikalarını destekleyen hükümetlerin gözünde yüceltecektir.Yeni online olan ülkeler Şili modelini diğerlerinin üzerinde tutacaktır.E-ticaret ve sanal alem için Schengen Anlaşması gibi diğer online platformlar çevresinde ticari ilişkiler kurmak için diğer devletlerle vizesiz taahhütler imzalamaları istenebilir.

Bu koşullar altında dünya ilk internet sığınmacılarıyla karşılaşacaktır.Bir otokratik internette özgürce yaşayamayan ve diğer devletlerine internetine erişimi kabul edilmeyen bir muhalif,onun internetinde sanal özgürlüğüe kavuşmak için başka bir ülkeden fiziksel sığınma aramayı tercih edecektir.Ev sahibi ülkenin muhalife dışarıdan bağlantı kurma olanağı tanıyacak gelişkin proksi ve atlatma araçlarını paylaşacağı bir geçici sanal sığınma biçimi ortaya çıkabilir.Sanal sığınma fiziksel sığınmaya doğru önemli bir ilk adım, tam taahhüt öncesi güvenoyu olabilir.Sanal sığınma,fiziksel sığınma davası mahkeme kapısına gelmeden önce bir ekstra güvenlik kademesi işlevi görebilir.

Eric Schmidt ve Jared Cohen – Yeni Digital Çağ